
Özgül fobi, bireyin gerçek bir tehlike içermeyen belirli nesne, durum ya da olaylara karşı orantısız ve yoğun korku yaşaması durumudur. Kişi, korkusunun mantıksız olduğunu bilse dahi bu korkuyu kontrol etmekte zorlanır.
Bu durum; sosyal yaşam, iş hayatı ve günlük işlevsellik üzerinde belirgin kısıtlılıklar oluşturur. Kişi fobik uyaranla karşılaşmamak için kaçınma davranışları geliştirir ya da karşılaştığında yoğun kaygı ve panik yaşar.
Özgül fobiler, korkunun odağına göre sınıflandırılır. En sık karşılaşılan türler şunlardır:
•Ailurofobi: Kedi korkusu
•Brontofobi: Gök gürültüsü, şimşek, yıldırım gibi atmosferik olaylara yönelik korku
•Kremnofobi: Uçurum, yüksek dağ ve yamaç korkusu
•Agorafobi: Yardım bulamayacağını düşündüğü açık ya da kalabalık alanlarda bulunma korkusu
•Eremofobi: Yalnız kalma korkusu
•Klostrofobi: Asansör, sinema, konser salonu gibi kapalı alan korkusu
•Antropofobi: İnsanlarla bir arada bulunmaya yönelik yoğun korku (sosyal fobi kapsamında değerlendirilir)
Fobik uyaranla karşılaşıldığında ya da karşılaşma ihtimali düşünüldüğünde ortaya çıkabilen belirtiler şunlardır:
•Nefes darlığı
•Titreme
•Yutkunma güçlüğü
•Bayılma hissi
•Ani tansiyon düşüşü
•Terleme
•Uyuşma ve karıncalanma
•Baş dönmesi
•Kalp çarpıntısı
Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.
•Tek bir nedene bağlı değildir
•Anksiyete düzeyi yüksektir
•Yaşa özgü değildir
•Belirtiler uzun süreli ve süreklidir
•Bilinçli kontrolle bastırılamaz
•Kaçınma ya da yoğun kaygıya katlanma ile sonuçlanır
•Kişinin yaşam kalitesini, iş ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiler
•Birey, yaşamını fobiye göre sınırlandırmaya başlar
Örneğin: Kan fobisi olan bireyin sağlık kuruluşlarına gitmekten kaçınması
Özgül fobilerin yalnızca geçmişte yaşanan travmalara bağlı olarak ortaya çıktığı düşüncesi her zaman geçerli değildir.
Araştırmalar; bazı fobilerin:
•Genetik yatkınlık
•Doğuştan gelen duyarlılıklar
•Öğrenilmiş kaçınma davranışları
•Çevresel gözlem ve model alma
gibi faktörlerle de gelişebildiğini göstermektedir.
Örneğin; çocukluk döneminde yüksekten düşmüş bir bireyin yetişkinlikte yükseklik korkusu yaşamaması mümkündür. Buna karşın, hiç olumsuz deneyimi olmayan bir çocukta hayvan korkusu erken yaşta ortaya çıkabilir.
Çocukluk döneminde bazı korkular gelişimsel olarak normal ve geçicidir. Ancak korku:
•Aşırı,
•Süreklilik gösteren,
•Günlük işlevselliği bozan,
•Kaçınma davranışlarına yol açan
bir hal alıyorsa özgül fobi açısından değerlendirilmelidir.
Çocuklarda sık görülen fobik uyaranlar:
•Hayvanlar
•Karanlık
•Gök gürültüsü
•Asansör
•Kalabalık ortamlar
Çocukluk çağında ağır seyreden fobiler, psikososyal ve psikofiziksel gelişimi olumsuz etkileyebilir.
Çocuk, korkusuyla baş edebilmek için kaçınma davranışları geliştirir:
•Belirli yiyecekleri yemekten kaçınma (boğulma korkusu)
•Işık açık uyuma isteği
•Anne-babayla birlikte uyuma talebi
•Fobik uyaranın bulunabileceği ortamlardan uzak durma
Bu süreçte çocuk korkusunun mantıksız olduğunu fark edemez, sadece rahatsızlık yaşar.
Özgül fobiler sıklıkla kişilik özelliği sanıldığı için tedaviye başvuru oranı düşüktür. Oysa özgül fobiler tedavi edilebilir ve çoğu zaman diğer psikiyatrik bozukluklara göre daha kısa sürede iyileşme gösterir.
Bazı vakalarda fobiye eşlik eden:
•Depresyon
•Yoğun anksiyete
durumlarında hekim tarafından ilaç tedavisi planlanabilir. İlaçlar, belirtileri hafifletmeye yardımcı olur ancak tek başına kalıcı çözüm sağlamaz.
Özgül fobi tedavisinde:
•Bilişsel Davranışçı Tedavi (BDT)
•Davranışçı yaklaşımlar
•Hipnoz uygulamaları
birlikte ya da ayrı ayrı kullanılabilir.
Hipnoz, özgül fobilerde destekleyici ve tamamlayıcı bir yöntem olarak değerlendirilir.
Hipnoz uygulamalarında amaç:
•Fobinin oluşumunda rol oynayan bilinçdışı süreçlere ulaşmak
•Kaygı ve korku tepkisini yeniden düzenlemek
•Bedensel ve zihinsel gevşemeyi sağlamak
•Fobik uyaranla ilişkili algıyı yeniden yapılandırmak
Hipnoz seanslarında bireyin farkındalığı artar, dikkat ve odaklanma güçlenir. Fobiye eşlik eden stres, panik ve kaçınma davranışları üzerinde çalışılır.
Eğer fobi geçmişte yaşanmış bir travmaya dayanıyorsa, regresyon ve sistematik duyarsızlaştırma teknikleri ile güvenli bir şekilde ele alınabilir.
Hipnoz:
•Tek başına tedavi olarak sunulmaz
•Her birey için uygun olmayabilir
•Hekim değerlendirmesi ile planlanmalıdır
Ama uygun vakalarda, özgül fobiye bağlı kaygı ve kaçınma davranışlarının azaltılmasına klinik olarak destek sağlayabilir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi planlaması hekim değerlendirmesi ile yapılmalıdır.
•American Psychiatric Association – DSM-5
•World Health Organization (WHO)
•Lynn SJ, Kirsch I. Hypnosis and Anxiety Disorders
•Oakley DA, Halligan PW. Hypnosis and Clinical Neuroscience
Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır. İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.
Sayfa Son Güncelleme Tarihi
İçerik Editörü ve Sorumlusu
E-Posta
info@drserkanakinci.com
Telefon
+90 533 320 70 93