Türkiye’de Hipnoz Uygulamaları

Türkiye’de hipnoz konusu, son yıllarda epey ilgi çekiyor. İnsanlar hipnozun ne olduğunu, nasıl yapıldığını, nerelerde işe yaradığını daha çok merak ediyor. Eskiden biraz daha çekinerek, hatta korkuyla yaklaşılan bu alana karşı genel tutum oldukça değişti. Bu değişimin en büyük sebeplerinden biri, devletin bu konuya doğrudan el atması ve yasal bir çerçeve çizmesidir. Bu sayede hipnoz, daha bilimsel, denetlenebilir bir zemine oturdu.

Artık hipnozun belirli kuralları, standart eğitimleri ve net denetimleri var. Bu durum, hem bu alanda çalışan uzmanlara bir mesleki güvence veriyor hem de destek arayan kişilerin doğru kişilere ulaşmasını kolaylaştırıyor. Türkiye’deki mevcut düzene, yasalara, eğitim şartlarına ve hastanelerdeki duruma bakarak hipnozun tıp ve ruh sağlığı içindeki yerini daha iyi görebiliriz. Bu alandaki düzenlemeler, onu modern tıbbı destekleyen bir yöntem olarak kabul ediyor.

Yasal Durum ve Hükümetin Yaklaşımı

Türkiye’de hipnoz uygulamaları, son derece net yasal sınırlara tabidir. Öyle ki, her isteyen “ben hipnoz yapıyorum” diyerek bu işi yürütemez. Bu işin yasal dayanağı, Sağlık Bakanlığı’nın 2014 yılında çıkardığı ve zamanla güncellediği Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği (GETAT) ile belirlenmiştir. Bu yönetmelik, hipnoz da dahil olmak üzere akupunktur, ozon terapi gibi pek çok yöntemin kimler tarafından, nerelerde ve hangi şartlarda yapılabileceğini açıkça ortaya koyar.

Hükümetin bu konuya bakışı, onu “alternatif tıp” sepetinden çıkarıp “tamamlayıcı tıp” kategorisine almaktır. Yani, hipnoz modern tıbbın yerine geçen bir şey değil, tam tersine, mevcut tıbbi tedavilere destek olan, onların başarısını artıran bir yöntem olarak görülür. Bu yönetmelik sayesinde hipnoz, belirsiz, denetimsiz yerlerden kurtarılmış, tıp ve diş hekimliği alanlarına resmen dahil edilmiştir.

Kimler yasal olarak hipnoz yapabilir?

Yönetmelik bu konuda çok açıktır. Türkiye’de tedavi amaçlı hipnoz yapma yetkisi sadece iki meslek grubuna verilmiştir: Tıp doktorları ve diş hekimleri. Ancak bu hekimlerin de hemen bu işe başlaması mümkün değil. Önce bakanlığın belirlediği özel eğitim programlarını tamamlamaları ve hipnoz uygulama sertifikası almaları şarttır.

Peki, psikologlar bu işin neresinde? Bu nokta sıkça karıştırılır. Klinik psikologlar, kendi mesleki alanları içinde, yani psikoterapi yaparken hipnoterapi teknikleri denilen yöntemlerden yararlanabilirler. Onların yaptığı iş, aldıkları psikoterapi eğitimlerinin bir parçasıdır. Ancak, doktorların yaptığı tıbbi hipnoz uygulamasından (örneğin ağrı kesme, mide bulantısını durdurma, diş tedavisinde anestezi yerine geçme gibi) ayrılır. Psikologlar, hipnozu psikolojik danışmanlık ve terapi seanslarının etkinliğini artırmak için bir araç olarak görürler.

Eğitim Sertifikasyon ve Yetkinlikler

Hipnoz eğitimi de başıboş bırakılmamıştır ve doğrudan Sağlık Bakanlığı’nın denetimindedir. Bakanlık, bu eğitimi verebilecek kurumları yetkilendirir. Her kurum bu sertifikayı veremez. Genellikle bu kurumlar, üniversitelerin Sürekli Eğitim Merkezleri (SEM) veya büyük Eğitim ve Araştırma Hastaneleridir. Yani hipnoz sertifikası almak, tıp doktorları ve diş hekimleri için ciddi bir eğitim sürecinden geçmeyi mecbur kılar.

Sertifika süreci nasıl işler?

Doktorlar ve diş hekimleri, bakanlığın yetki verdiği bu kurumlardan hipnoz sertifika programı almak zorundadır. Bu programlar, öyle birkaç günlük kısa kurslar değildir. Genellikle yüzlerce saati bulan, hem teorik bilgileri hem de yoğun pratik uygulamaları kapsayan programlardır. Eğitimler, hipnozun temellerinden başlar, telkin tekniklerine, ileri düzey yöntemlere kadar gider. Katılımcılar eğitim sonunda bir sınava girer. Bu sınavda başarılı olan hekimler, Sağlık Bakanlığı onaylı “Hipnoz Uygulama Sertifikası” almaya hak kazanır.

Bu sertifika, hekimin bir GETAT ünitesi açabilmesi veya kendi özel muayenehanesinde hipnoz yapabilmesi için yasal bir zorunluluktur. Yani yetkinlik, bakanlık onayı ile resmi olarak belgelenir. Bu belge olmadan “hipnozla tedavi” yapmak yasal değildir.

Psikologların eğitimleri

Daha önce de söylediğimiz gibi, psikologlar veya diğer ruh sağlığı çalışanları (psikolojik danışmanlar gibi) hekim olmadıkları için bakanlığın bu GETAT eğitimlerine katılamazlar. Onlar, hipnoterapi becerilerini farklı yollardan edinirler. Genellikle özel derneklerden, enstitülerden veya yurt dışı bağlantılı kurumlardan hipnoterapi eğitimleri alırlar. Bu eğitimler de oldukça kapsamlıdır ve genellikle uluslararası akreditasyonlara sahiptir. Ancak bu belgeler, onlara “tıbbi hipnoz” yapma yetkisi vermez; sadece kendi psikoterapi alanlarındaki becerilerini güçlendirir.

Sağlık Sigortası Kapsamı ve Maliyetler

İnsanların en çok sorduğu sorulardan biri de masrafların karşılanıp karşılanmadığıdır. Hipnoz tedavisi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından doğrudan karşılanan bir işlem değildir. Yani, bir devlet hastanesine veya özel hastaneye gidip “hipnoz olmak istiyorum” dediğinizde, SGK bunun faturasını genellikle ödemez. Hipnoz, zorunlu sağlık hizmetleri listesinde yer almaz.

GETAT ünitelerinde durum biraz değişebilir. Özellikle üniversite hastaneleri veya eğitim araştırma hastanelerindeki GETAT polikliniklerinde, hipnoz da dahil bazı tamamlayıcı tıp işlemleri yapılabilir. Buralarda alınan hizmetler, hastanenin döner sermayesine veya bakanlığın belirlediği cüzi katkı paylarına tabi olabilir. Ancak bu, çok yaygın bir uygulama değildir ve imkanlar hastaneden hastaneye büyük değişiklik gösterir. Çoğu zaman bu ünitelerdeki işlemler de ücretlidir.

Özel sigorta ve maliyetler

Özel sağlık sigortaları da hipnoz seansları konusunda genellikle çekimserdir. Çoğu özel sigorta poliçesi, psikoterapi seanslarını bile kısıtlı sayılarda (örneğin yılda 5-10 seans) veya hiç karşılamazken, hipnozu çoğunlukla kapsam dışı bırakırlar. Bu yüzden danışanlar, hipnoz veya hipnoterapi masraflarını neredeyse her zaman kendileri karşılarlar.

Maliyetler ise sabit bir tarifeye bağlı değildir. Seans ücretleri; işlemi yapan uzmanın tecrübesine, bulunduğu şehre (İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde ücretler daha yüksek olabilir), kliniğin niteliğine ve seansın süresine göre çok değişir. Hipnoterapi ücretleri, genellikle özel psikoterapi seans ücretlerine yakındır.

Profesyonel Dernekler ve Kuruluşlar

Türkiye’de hipnoz alanında çalışan uzmanları bir araya getiren, eğitimler düzenleyen ve mesleki standartları yükseltmeye çalışan birçok dernek ve kuruluş mevcuttur. Bu kuruluşlar, alanın bilimsel zeminde kalması, etik kurallara uyulması ve toplumun doğru bilgilendirilmesi için çaba harcarlar.

Tıbbi Hipnoz Derneği, bu alandaki en köklü ve bilinen yapılardan biridir. Hem hekimlere hem de ruh sağlığı çalışanlarına yönelik farklı düzeylerde eğitimler açar. Hipnoz Derneği (HipDer) ve Psikoterapi ve Hipnoz Derneği (Psikoterapi Enstitüsü bünyesinde) gibi yapılar da özellikle hipnoterapinin psikoterapiyle bütünleşmesi üzerine yoğunlaşır.

Bu dernekler, uluslararası kuruluşlarla da dirsek teması içindedir. Bilimsel etkinlikler, seminerler ve atölye çalışmaları düzenlerler. Bu kuruluşlar, bakanlık onaylı sertifika programlarına bir ön hazırlık niteliğinde veya psikologlara yönelik ayrı uzmanlık eğitim modülleri hazırlayabilirler. Bu kuruluşlar, hipnozun Türkiye’de doğru tanınması ve ehil ellerde kalması için adeta bir güvence rolü üstlenirler.

Klinik ve Akademik Uygulamalar (Hastaneler ve Üniversiteler)

Hipnozun Türkiye’deki yeri, son yıllarda üniversiteler ve hastaneler sayesinde çok daha sağlam bir hale geldi. Artık birçok büyük üniversite hastanesinde ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim araştırma hastanesinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) merkezleri kuruldu. Bu merkezler, tamamen Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine uygun şekilde, bilimsel kurallar içinde çalışır.

Bu GETAT ünitelerinde, hipnoz da hastalara resmi bir tedavi desteği olarak sunulur. Peki nerelerde işe yarar? Mesela, diş hekimliğinde korku ve kaygının (dental fobi) giderilmesinde, öğürme refleksinin kontrolünde hipnoz sıkça başvurulan bir yöntemdir ve diş hekimlerine büyük kolaylık katar.

Tıp alanında ise, ameliyat öncesi hastanın kaygısını azaltmak, bazı kronik ve geçmeyen ağrıları (migren, fibromiyalji ağrıları gibi) yönetmek veya kemoterapi alan hastaların bulantı-kusma gibi yan etkilerini hafifletmek için tıbbi hipnoz tercih edilebilir. Hatta bazı dermatolojik durumlarda (kaşıntı, sedef gibi) veya doğum sırasında ağrıyı hafifletmek için bile bu yöntemden yararlanan klinikler vardır.

Üniversitelerde hipnoz araştırmaları

Akademik dünya da konuya kayıtsız kalmamıştır. Özellikle tıp, diş hekimliği ve psikoloji fakülteleri, hipnozun etki mekanizmaları üzerine tezler ve bilimsel araştırmalar yapıyor. Üniversitelerin (örneğin Ankara’daki Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, İstanbul’daki Medipol veya Bezmialem Vakıf Üniversitesi gibi) Sağlık Bakanlığı adına açtığı resmi sertifika programları, bu işin akademik ciddiyetini de pekiştiriyor. Hipnoz, artık sadece merak edilen gizemli bir konu değil, aynı zamanda üniversitelerde dersi verilen, üzerine bilimsel yayın yapılan bir alan haline geldi. Bu çalışmalar, hipnozun hangi durumlarda daha iyi sonuç verdiğini anlamamıza ve yöntemlerin gelişmesine kapı aralıyor.

Özel kliniklerin rolü

Elbette, bu işin klinik uygulaması sadece devlet veya üniversite hastaneleriyle sınırlı değil. Özel merkezler ve klinikler, hipnoterapi konusunda çok daha yoğunlaşmış ve özelleşmiş bir destek verebiliyor. Bu merkezler, danışanlarına daha fazla vakit ayırarak, sorunun kökenine inmede hipnoterapiden yoğun şekilde faydalanıyorlar.

Örneğin, Konya’da Dr. Serkan Akıncı liderliğinde faaliyet gösteren bir merkez, bu alanda dikkat çeken çalışmalara imza atıyor. Burası, ruh sağlığı sorunlarına hipnoterapi odaklı yaklaşıyor ve bu yöntemi diğer terapilerle birleştiriyor.

Başta bağımlılıklar (sigara, alkol, kumar gibi), başa çıkılması zor yoğun kaygı (anksiyete) durumları, geçmişte yaşanan kötü olayların bugünkü etkileri (travma – TSSB), tekrarlayan takıntılar (OKB) ve cinsel işlev bozuklukları gibi pek çok farklı konuda çalışıyorlar. Bu merkezde, hipnoterapi tek başına bir sihirli değnek gibi görülmüyor; psikoterapi, EMDR (bir travma terapisi tekniği) ve imge terapi gibi farklı bilimsel tekniklerle birleştirilmiş bütüncül bir “Psikolojik Terapi ve Tedavi Paketi” içinde yer alıyor.

Bünyelerinde klinik psikologlar, hipnoterapistler ve psikiyatristler bulunuyor. Bu uzman kadro, multidisipliner bir yaklaşımla, hem Türkiye içinden hem de yurt dışından gelen danışanlara kişiye özel programlar hazırlıyor. Bu tür uzmanlaşmış merkezler, hipnozun özellikle psikoterapi alanındaki gücünü ve yerini net bir şekilde gösteriyor.

Tıbbi Toplumun ve Sağlık Bakanlığı’nın Tutumu

Tıbbi çevrelerin ve hekimlerin hipnoza bakışı eskisi gibi mesafeli değil. Dediğimiz gibi, Sağlık Bakanlığı’nın 2014’te konuyu bir yönetmelikle düzenlemesi, en büyük kırılma noktası oldu. Bakanlık, hipnozu “bilimsel kanıtı olan” ve “güvenle uygulanabilecek” tamamlayıcı tıp yöntemleri arasına resmen aldı. Bu resmi kabul, tıp camiasının da konuya daha ciddi ve bilimsel bir gözle yaklaşmasını sağladı.

Elbette, her doktor hipnoz konusunda aynı fikirde değil veya bu alana ilgi duymayabilir. Bazı hekimler hâlâ şüpheyle bakabilir veya kendi uzmanlık alanlarında tercih etmeyebilir. Bu da normaldir. Ancak özellikle psikiyatri, diş hekimliği, anestezi, kadın doğum ve ağrı poliklinikleri gibi alanlarda hipnoza ilgi duyan ve bunun eğitimini alan hekim sayısı her geçen gün artıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın tutumu ise çok net: Hipnoz bir şarlatanlık veya sihirbazlık gösterisi değil; eğitimi alındığında, doğru kişilerce (hekimler ve diş hekimleri) ve doğru durumlarda uygulandığında tıp dünyasına katkı sunan bir tedavi yardımcısıdır. Bakanlık, bu işin eğitim standardını ve uygulama alanını denetleyerek, en başta halk sağlığını korumayı hedefliyor. Bu düzenleme, hipnozun Türkiye’deki saygınlığı ve geleceği için atılmış en sağlam adımdır.

Kongreler ve Akademik Etkinlikler

Hipnozun bilimsel bir alan olduğunu gösteren bir diğer kanıt da Türkiye’de düzenlenen akademik etkinliklerdir. Türkiye, son yıllarda hipnoz konulu ulusal ve uluslararası kongrelere, sempozyumlara ve çalıştaylara ev sahipliği yapıyor. Bu etkinlikler, hipnozun artık akademik çevrelerce ciddiye alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu kongrelerde, dünyanın farklı yerlerinden gelen (Avrupa’dan, Amerika’dan) bu alanda isim yapmış uzmanlar, profesörler buluşuyor. En yeni araştırma sonuçları paylaşılıyor, farklı hipnoz teknikleri üzerine canlı atölye çalışmaları yapılıyor. Üniversiteler (GETAT merkezleri) ve dernekler (özellikle Tıbbi Hipnoz Derneği) bu bilimsel etkinliklerin öncülüğünü yapıyor.

Bu bilimsel toplantılar, Türkiye’deki hekimlerin, diş hekimlerinin ve psikologların en yeni bilgileri takip etmesine, uluslararası meslektaşlarıyla tanışmasına olanak tanıyor. Hipnoz, kapalı kapılar ardında yapılan gizemli bir şey olmaktan çıkıp, bilimsel kongre salonlarında ciddiyetle tartışılan, üzerine sürekli yeni makaleler yazılan bir disiplin haline geliyor. Bu etkinlikler, sadece uzmanların bilgisini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hipnozun toplumdaki ve tıp dünyasındaki itibarına da büyük katkı sağlıyor.

yazar avatarı
Dr. Serkan Akıncı T.C. Sağlık Bakanlığı Onaylı Hipnoz Uygulayıcısı - Tıp Doktoru
Dr. Serkan Akıncı, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu (2005) ve T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı hipnoz uygulayıcısıdır.  20 yılı aşkın hekimlik deneyimiyle Konya'da klinik hipnoz uygulamaktadır.Hipnoz Uygulama Sertifikasını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi bünyesinde, T.C. Sağlık Bakanlığı sertifikalı eğitim kapsamında almıştır (2019). Türkiye'de hipnoz, Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi uygulama olarak tanımlanmış olup yalnızca Bakanlık onaylı sertifikalı hekimler tarafından uygulanabilmektedir.2016 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Yılın Hekimi ödülüne layık görülmüştür. American Hypnosis Association (AHA) Profesyonel Üyesidir (Üye No: 007908). Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği ile Ericksonian Klinik Hipnoz Derneği bünyesinde yer almaktadır.Çalışmalarında bilimsel, etik ve bütüncül yaklaşımı esas alan Dr. Akıncı, her bireyin ihtiyacını ayrı değerlendirerek kişiye özel tedavi planı oluşturur. Konya'da yüz yüze, Türkiye ve Dünya genelinde ve uluslararası düzeyde online seans sunmaktadır.

Bilgilendirme Notu

Bu internet sitesinde yer alan tüm içerikler, güncel tıbbi ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olup bilgilendirme amaçlıdır. İçeriklerle ilgili görüş, öneri veya düzeltme talepleriniz için aşağıdaki iletişim kanallarından tarafımıza ulaşabilirsiniz.

Sayfa Son Güncelleme Tarihi

İçerik Editörü ve Sorumlusu

E-Posta

info@drserkanakinci.com

Telefon

+90 533 320 70 93

Son Blog Yazılarımız

T.C Sağlık Bakanlığı Onaylı Hipnoz Uygulayıcısı

T.C Sağlık Bakanlığı Onaylı
Hipnoz Uygulayıcısı

Dr. Serkan Akıncı

Yasal Uyarı

Bu web sitesinde yer alan tüm bilgi ve içerikler bilgilendirme amaçlıdır.
Hiçbir içerik, tanı ve tedavi yerine geçmez. Tanı ve tedavi planlaması yalnızca hekim muayenesi sonrası yapılır. Hipnoz, uygun durumlarda tıbbi tedavilere destekleyici bir yöntem olarak değerlendirilir.

İletişim Bilgilerimiz

©2026 Dr. Serkan Akıncı | T.C. Sağlık Bakanlığı Onaylı Hipnoz Uygulayıcısı. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım & SEO: Furkan Reklam Ajansı